Merhaba. Ben Yiğit Tümer, reklamcı olan. 
"Reklamcı olan" diye özellikle belirtiyorum çünkü ismimi Google'a yazdığınızda karşınıza  avukat Yiğit Tümer, mimar Yiğit Tümer ve hatta Fox TV'nin "Bir Mucize Olsun" dizisindeki Yiğit Tümer karakteri çıkabiliyor. 
Onlarla hiç tanışmamış olsam da, Yiğit Tümer'lerin kariyerim üzerindeki etkisi çok büyük. Neden mi?
Her şey Plasenta Conversation Agency'de reklam yazarı olarak sektöre adım atmamla başladı. Artık bir "title" sahibi olduğum için, ilk işim bir LinkedIn hesabı açmak oldu. Gençtim, reklam yazarıydım ve kendimi çok havalı hissediyordum. En yakışıklı fotoğrafımı profil fotoğrafım yaptım ve kendimi bağlantılarıma+++ bıraktım.

Aradan aylar geçti, aklıma ismimi Google'lamak geldi. Yiğit Tümer. Enter.
İşte acı gerçekle o an yüzleştim. Avukat Yiğit Tümer çoktan oradaydı. Zirvedeydi. Hemen altında mimar Yiğit Tümer vardı. Ben ise ilk sayfada çıkmıyordum bile. Görsellere tıkladım, orada da yoktum. Kızdım ama yılmadım.
Birkaç yıl sonra başka bir reklam ajansına, BÜRO'ya transfer oldum. Artık nispeten daha tecrübeli bir reklam yazarıydım. Televizyonda yayınlanan reklamlarım olmuştu, birkaç ödül kazanmıştım. İsmimi Google'a yazdığımda ilk beşte çıkıyordum. Birkaç arkadaşımın işlerini yayınladıkları kişisel web siteleri olduğunu gördüm. Özendim, ben de açmak istedim. GoDaddy'e girip şu an bulunduğunuz sayfanın ismini yazdım. Enter.  
"Üzgünüz, yigittumer.com alan adı alınmış." Ortada bir web sitesi yoktu ancak alan adı alınmıştı. Çok kızdım. Yılmadım.

Aradan birkaç yıl daha geçti. Daha çok markayla çalıştım, daha çok iş yaptım. Haliyle ufak tefek sektörel haberlerde yer almaya başladım. Kendimce bir isim yapmıştım, teklifler gelmeye başlamıştı. İnanır mısınız, bir ara Mavi'nin (evet bildiğiniz Kıvanç'lı Serenay'lı Mavi) Lügât 365 ile ortaklaşa ürettiği ürünler için sektörün önde gelenleriyle birlikte modellik bile yaptım. Ama yine de başaramadım. Mimarı geçmiştim ama avukat Yiğit Tümer hala zirvedeydi. Çünkü televizyon programlarına çıkıyordu, videoları YouTube'a düşüyordu. 
Vazgeçtim, yoluma bakmaya karar verdim.

Birkaç yıl daha geçmişti, Tribal Worldwide İstanbul'a transfer olmuştum. Artık global markalarla çalışıyor, CEO'lara sunum yapıyor, ünlülerle birlikte setlere girip çıkıyordum. Mediacat dergisi tarafından reklam sektörüne yön verecek genç kreatiflerin seçildiği "30 Under 30" listesine girmiştim. Yazdığım reklamı televizyonda görünce içi içine sığmayan ben, artık reklamımı görünce zaplıyordum.

Sonra ne mi oldu? 

Yine birkaç yıl geçti. Önce GoDaddy'ye girip alan adına baktım, boştaydı, aldım. İsmimi Google'ladım, avukatın videolarını saymazsak galiba LinkedIn hesabım sayesinde artık en üstte çıkıyorum. Sonra şu yazdıklarımı bir okudum, baya bi' şeyler yapmışım.
ING, Turkcell, The Coca-Cola Company, Audi, Honda, Ülker, Nef, GittiGidiyor, McDonald's, Vodafone, Anadolu Jet, Türk Kızılay, Evyap ve buraya yazamadığım 40'tan fazla markayla az ya da çok çalışmışım...
Onlarca film, yüzlerce ilan yazmışım, belki binlerce fikir üretmişim... Hayata geçenlerle saymaya üşenilecek kadar ödül almışım... 
O arada kendi reklam ajansımı, did you mean agency'i kurmuşum. 
İşin komiği, ben aslında hep kendimle yarışmışım. Adaşlarımla yani. Yiğit Tümer'lerle.
Sözün özü;
Google'da üstünüzde yer almak için çok çalışmak ve asla vazgeçmemek gerekiyormuş Yiğit Tümer'ler.  

Başarılarımın bir köşesinde, SEO çalışmalarımın hep merkezinde olacaksınız.

Sevgiyle kalın.
 
Back to Top